Askaran Hegemonyası · Savaşçı

Kaedra

Kızıl Sancak

Yok edilen birliğinin son sancaktarı. Ölen üç yüz askerin adını yırtık bir sancakta taşır.

Yetenekler
4 yetenek ve 1 pasif

Dokuzuncu Sancak. Bir kez daha.

Yetenekler

Değerler oyun verisinden gelir ve her yamada güncellenir.

Pasif: Sancak Disiplini

Askaran'da on iki yıl sancak eğitimi aldı. Her vuruşu, bir sonraki adımın düzenine bağlıdır.

Hasar
15 (+%25 SG) fiziksel hasar
Yavaşlatma
%30, 1 sn

Q: Mızrak Saplaması

Kısa ve kesin bir saplama. Kara Geçit'te eli çamurda kaymıştı. Bu yüzden sapı sarıp bu vuruşu yeniden öğrendi.

Hasar
75 (+%100 SG) fiziksel hasar
Menzil
440
Mana bedeli
35
Bekleme
6 sn

W: Sancak Dik

Sancağını yere diktiğinde rüzgâr ölenlerin adlarını okur. Dostları hızlanır, düşmanları ağırlaşır.

Yavaşlatma
%25, 0,6 sn
Süre
5 sn
Menzil
475
Etki alanı
260
Mana bedeli
60
Bekleme
16 sn

E: Sırıkla Atlama

Onu Kara Geçit'ten sağ çıkaran sıçrayış. Mızrak onu taşır, inişi düşmanı sersemletir.

Hasar
60 (+%60 SG) fiziksel hasar
Sersemletme
0,75 sn
Menzil
440
Etki alanı
150
Mana bedeli
50
Bekleme
13 sn

R: Lejyon Hücumu

Arena, hafızasındaki Dokuzuncu Sancak'ı bir anlığına yankı olarak basar. Üç yüz ölü onunla birlikte hücum eder.

Hasar
180 (+%110 SG) fiziksel hasar
Sersemletme
0,5 sn
Geri itme
205
Menzil
680
Mana bedeli
100
Bekleme
85 sn

Köken

Arzu
Dokuzuncu Sancak'ı yeniden dikme hakkını Sancaklar Meclisi'nden geri almak.
Korku
Arena'nın her geri sarmada ölülerinin yüzlerini ve adlarını birer birer silmesi.

Askaran'da bir çocuğun adı, sancağa dikildiği gün gerçek olur. Sancak, Askaran'da hem bayrak hem de o bayrağın altında yürüyen birliktir. Kaedra on iki yaşındayken annesi onun adını Dokuzuncu Sancak'ın kızıl kumaşına dikti. Babasının adını ise kimse dikmedi. Sancak yazıcısı o satırı boş bıraktı. Kimse de nedenini sormadı. Askaran'da bazı soruları sormamak da disiplinin bir parçasıdır.

On altı yıl sonra, DS 1244 yılının kül mevsimiydi. DS, Duruş'tan Sonra demektir; Devran yılları böyle sayar. Dokuzuncu Sancak, Gurhal'daki Kara Geçit'te bekliyordu. Emir açıktı: Kazıcıların topları gelene kadar geçidi tut, sonra Ughrak'a yürü. Toplar hiç gelmedi. Onların yerine garip bir fırtına geldi. Sanki Zahreth'ten kopup gelmişti. Üç gün boyunca yağmur yağdı. Yamaçlar çamura, yollar ırmağa döndü. Dördüncü sabah Kızıl Boylar sisin içinden ağıt söyleyerek indi.

Kaedra o sabahı parça parça hatırlar. Eli mızrağın sapında kaymıştı. Sancak direği çamura gömülmüştü. Yanındaki asker Tervos, düşerken annesinin adını söylemişti. Sonra her şey bitti ve Kaedra tek başına ayakta kaldı. Dudaklarından adlar dökülmeye başladı. Tam üç yüz ad. Sancaktaki adları sırayla, yüksek sesle okudu. Okumayı bırakırsa düşeceğini biliyordu.

Baltalar ondan bir adım ötede durdu. Kızıl saçlı, çıplak göğüslü bir adam ona uzun uzun baktı. İki baltası da kandan ağırlaşmıştı. Sonra adam geri çekildi. Kaedra nedenini yıllar sonra öğrendi. Gurhal'da kimse ölülerin adını okuyan birine dokunmaz. Onu mızrağı değil, sesi kurtarmıştı. Bu onun için bir borçtu. Kaedra bu borcu kendine bile itiraf edemiyor.

Başkent Vehr Askaran'a yırtık bir sancak ve tek bir asker döndü. Sancaklar Meclisi toplandı. Meclis, Dokuzuncu Sancak'ı onursuz ilan etti ve dağıttı. Sancağın adı kayıtlardan silinecekti. Kaedra kumaşı teslim etmedi. Geceleri mum ışığında ölenlerin adlarını yeniden dikti. Bir gece bazı adları yanlış yazdığını fark etti. O gece Kara Geçit'ten beri ilk kez ağladı.

Arena'ya bu yüzden geldi. Arena'da her şampiyon antını, yani bağlılık sözünü, bir hamiye verir. Şampiyonlar bu sözü Ant Pazarı'nda satar. Kaedra antını kimseye satmadı. Sayım Evi, Arena'daki maçları ve antları kaydeden tarafsız katiplerdir. Kaedra onların defterine hamisi olarak tek bir kelime yazdırdı: Dokuzuncu. Her zaferinden bir Dem payı kazanır. Dem, Devran'da zamanın madde halidir. Askaran yasasına göre bu paylar bir gün sancağı yeniden dikme hakkını satın alacak. Ama Arena da ondan bir şey alıyor. Arena'da ölen şampiyon geri sarılır ve yeniden doğar. Bunun bedeli, hafızasından silinen bir andır. Geçen ay Tervos'un yüzünü hatırlayamadı. Adı sancakta duruyor ama yüzü artık yok.

İlk salınımında, yani Arena'daki ilk maçında, Menhirlerin arasından yürüyordu. Menhirler, koridorları koruyan taş kulelerdir. Arkasından Dorrik'in homurtusunu duydu: "Bu sefer geç kalmayacağım, sancaktar." Kaedra cevap vermedi. Kazıcıyı suçlamıyordu. Fırtınayı, çamuru ya da emri veren Meclis'i de suçlamıyordu. Suç dikilebilen bir kumaş olsaydı, belki onu da sancağın kenarına dikerdi. Bunun yerine mızrağının sapını deriyle sardı. Eli bir daha kaymayacaktı. Sonra yürümeye devam etti.

Kaedra sancağını diktiğinde yankılar gelir. Yankılar, Arena'nın hafızadan bastığı askerlerdir. Arena, Dokuzuncu Sancak'ın askerlerini Kaedra'nın hafızasından basar. Askerler bir an onun yanında yürür. Kaedra yüzlerine bakmamaya çalışır. Çünkü her seferinde saflarda tanımadığı bir yüz görür. O yüzün adını hiç dikmemiştir. Yüz ona bakar ve dudaklarını kıpırdatır. Sanki bir şey söylemek ister.

Son zamanlarda başka şeyler de onu rahatsız ediyor. Meclis kayıtlarına göre Kor Seferi, Gurhal'a düzen getirmek için başladı. Ama aynı kayıtlarda Tavellin'den gelen bir mühür var. Mühür, Kara Geçit'ten bir hafta önceye ait. Bir de Hegemon Ardaş Kurran var. Hegemon onu sarayda kabul ettiği gün sancağa uzun uzun baktı. O boş satıra neden bu kadar uzun baktı?